Dünya bilim tarihine adını altın harflerle yazdıran, hücrelerin hasar gören DNA’ları nasıl onardığını ve genetik bilgisini nasıl koruduğunu haritalandırarak insanlığa yeni ufuklar açan Prof. Dr. Aziz Sancar, modern biyokimya ve moleküler biyolojinin en önemli otoritelerinden biridir. 2015 yılında kazandığı Nobel Kimya Ödülü ile Türkiye’yi gururlandıran Sancar, Kuzey Karolina Üniversitesi (UNC) Chapel Hill Tıp Fakültesi’ndeki laboratuvarında insan ömrünü uzatacak ve kanser tedavisinde çığır açacak araştırmalarına ilk günkü disipliniyle devam ediyor. Peki, zorlu şartlar altında başlayan ve dünya biliminin zirvesine uzanan bu ilham verici hayat hikayesinin arkasında ne var? İşte Aziz Sancar’ın kariyer kırılmaları, insanlığa miras bıraktığı teorileri ve tıp dünyasını sarsan güncel çalışmaları.
Kapsamlı Profil Kartı
| Kişisel Bilgi | Detaylar |
| Tam Adı | Prof. Dr. Aziz Sancar |
| Doğum Tarihi | 8 Eylül 1946 |
| Doğum Yeri | Savur, Mardin, Türkiye |
| Unvanı | Biyokimyager, Moleküler Biyolog, Akademisyen |
| Çalıştığı Kurum | UNC Chapel Hill Tıp Fakültesi (Biyokimya ve Biyofizik Profesörü) |
| Öne Çıkan Ödülü | Nobel Kimya Ödülü (2015) |
| Ana Araştırma Alanları | DNA Onarımı, Hücre Döngüsü Kontrol Noktaları, Sirkadiyen Ritim |
1. Mardin’den Tıbba: İlk Yıllar ve Doktorluk Deneyimi
Aziz Sancar, 1946 yılında Mardin’in Savur ilçesinde sekiz çocuklu bir ailenin yedinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Ailesinin eğitime verdiği büyük önem sayesinde, ilk ve orta öğrenimini Mardin’de üstün başarıyla tamamladı. Gençlik yıllarında futbola olan yeteneğiyle öne çıksa da, son sınıfta tamamen bilime odaklanmaya karar verdi.
1963 yılında girdiği İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi‘nden 1969 yılında birincilikle mezun oldu. Mezuniyetinin ardından memleketi Mardin’de iki yıl boyunca sağlık ocağı hekimliği yaptı. Sahada geçirdiği bu iki yıl, onun insan biyolojisine ve hastalıklara bakış açısını derinleştirdi; ancak onun asıl tutkusu hastaları tedavi etmenin ötesinde, hastalıkların temelindeki moleküler mekanizmaları çözmekti. Bu amaçla biyokimya eğitimi almak üzere ABD’ye gitti.
2. Yale ve Dallas Yılları: DNA Onarımının Keşfi
Dallas’taki Teksas Üniversitesi’nde moleküler biyoloji üzerine doktora programına katılan Sancar, burada tıp dünyasının seyrini değiştirecek olan ilk büyük laboratuvar çalışmalarına imza attı.
Fotoliyaz Enziminin Gizemi
Doktora sürecinde bakterilerde ultraviyole (UV) ışınlarının hasar verdiği DNA’ların, mavi ışık altında yeniden nasıl onarıldığını inceledi. Bu süreci yöneten Fotoliyaz enzimini klonlamayı başardı ve bu enzim sayesinde hasarlı genlerin kendi kendini tamir ettiğini kanıtladı.
Yale’de Laboratuvar Teknisyenliği Dönemi
Doktorasını bitirdikten sonra akademik pozisyon başvuruları reddedilen Sancar, bilime olan inancını kaybetmedi ve Yale Üniversitesi‘nde laboratuvar teknisyeni olarak çalışmaya başladı. Burada, karanlıkta gerçekleşen ve çok daha karmaşık bir mekanizma olan Nükleotid Kesip Çıkarma Onarımı (Nucleotide Excision Repair) üzerine yoğunlaştı. Enzimlerin hasarlı DNA şeridini tam olarak nereden ve nasıl kestiğini moleküler düzeyde haritalandırdı. Bu sabırlı ve deha ürünü çalışma, yıllar sonra ona Nobel Ödülü’nü getirecek olan temel taşlardan biriydi.
3. Biyolojik Saat ve Kanser Tedavisi İlişkisi (Sirkadiyen Ritim)
Kuzey Karolina Üniversitesi’ne (UNC) geçtikten sonra insan hücrelerindeki DNA onarım sistemlerini tamamen çözen Sancar, araştırmalarını Sirkadiyen Ritim (biyolojik saat) alanına kaydırdı.
Sancar ve araştırma ekibi, insan hücrelerinde biyolojik saati 24 saatlik ritimde tutan Cryptochrome proteinini keşfetti. Bu keşif, kanser tedavisinde çığır açıcı bir kronoterapi yaklaşımının önünü açtı:
- DNA onarım kapasitesinin günün hangi saatlerinde en yüksek, hangi saatlerinde en düşük olduğu belirlendi.
- Bu sayede, kanser hastalarına uygulanan kemoterapi ilaçlarının, vücudun sağlıklı hücreleri en çok koruyabildiği ve kanserli hücreleri en az onarabildiği “doğru zaman dilimlerinde” verilmesi hedeflendi.
4. En Güncel Çalışmaları (2025–2026): Beyin Tümörü Tedavisinde Devrim
Prof. Dr. Aziz Sancar liderliğindeki Sancar Lab, en son (2025 ve 2026 yıllarında) tıp dünyasında büyük heyecan yaratan klinik öncesi buluşlara imza attı. Özellikle tedavisi en zorlu ve agresif beyin tümörü türlerinden biri olan Glioblastoma (GBM) üzerine odaklanan ekip, yeni bir kombinasyon tedavisi geliştirdi.
Laboratuvarda yürütülen ve tıp dünyasının en saygın dergilerinden PNAS‘te yayımlanan çalışmalarda, standart bir laboratuvar kimyasalı olan EdU (5-ethynyl-2′-deoxyuridine) molekülünün, mevcut standart kanser ilacı temozolomide (TMZ) ile kombine edildiğinde beyin tümörlerinin büyümesini ciddi ölçüde durdurduğu fare modellerinde kanıtlandı. Bu buluş, glioblastoma hastaları için tamamen yeni bir ilaç stratejisinin kapısını araladı.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Aziz Sancar Nobel Ödülü’nü ne zaman ve hangi alanda aldı?
Aziz Sancar, hücrelerin hasar gören DNA’ları nasıl onardığını ve genetik bilgiyi nasıl koruduğunu moleküler düzeyde haritalandıran çalışmaları nedeniyle 2015 yılında Nobel Kimya Ödülü’ne layık görülmüştür.
Aziz Sancar şu an nerede, yaşıyor mu ve çalışıyor mu?
Evet, Aziz Sancar aktif olarak çalışmalarına devam etmektedir. ABD’deki Kuzey Karolina Üniversitesi (UNC) Chapel Hill Tıp Fakültesi’nde Biyokimya ve Biyofizik Profesörü olarak kendi laboratuvarını (Sancar Lab) yönetmektedir.
Aziz Sancar’ın en bilinen buluşları nelerdir?
En bilinen temel bilimsel keşifleri; bakterilerde mavi ışıkla DNA onarımını sağlayan fotoliyaz enzimi, insanlarda nükleotid kesip çıkarma onarım mekanizmasının haritalandırılması ve biyolojik saati düzenleyen Cryptochrome geninin keşfidir.
Share this content:
Bir yanıt yazın